www.hazretimehdi.com
ana sayfa- site haritası
 
 

 

BÜYÜK EHL-İ SÜNNET ALİMİ, MEDİNELİ ALLAME SEYYİD MUHAMMED B. RESUL EL-HÜSEYNİ EL-BERZENCİ HAZRETLERİ, CÜBBELİ AHMET HOCA'YA CEVAP VERİYOR



1. Cübbeli Ahmet Hoca “Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhur tarihi olan Hicri 1400 itibariyle hemen tanınmış olması gerektiğini, Hicri 1400’ün ilk çeyreği geçmiş olduğundan Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhurunun diğer bir yüzyıla kaldığını iddia etmektedir. Oysa ki büyük ehl-i sünnet alimi 11. asrın büyük müceddidi, Medineli Allame Seyyid Muhammed b. Resul el-Hüseyni el-BERZENCİ Hazretleri (Hicri 1040-1103); El-işaatü li Eşratıssaati (Kıyamet Alametleri) adlı eserinin genişletilmiş 10. baskısının 301 nolu sayfasında şöyle bir açıklamada bulunmuştur:
 




El Berzenci Hazretleri bu sözüyle Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhur tarihi olan Hicri 1400’den sonraki 4., 5. hatta 10. yılın bile Hicri 1400’ün ilk yıllarından olduğunu belirtmektedir. Yani Hz. Mehdi (a.s.)’nin Hicri 1400 başından 7, 9 hatta 30 sene evvel ya da sonra tanınacak olması da gelmiş geçmiş en büyük veli olan Hz. Mehdi (a.s.)’nin Hicri 1400’de zuhur etmesine mani olmayacaktır. Bu durumlar olsa bile velilerin en büyüğü ve sonuncusu olan Hz. Mehdi (a.s.) yine Hicri 1400 başında çıkmış olacaktır ancak başlangıçta tanınmayacaktır.





13. asrın büyük müceddidi Üstad Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)’nin ilk zuhur ettiğinde tanınmayacağını şöyle ifade etmiştir.



Halbuki demiştik: Bu dünya tecrübe meydanıdır. Akla kapı açılır, fakat ihtiyarı elinden alınmaz. ÖYLE İSE O EŞHAS (yani ahir zamanın mühim şahısları –HZ. MEHDİ (A.S.) ve HZ. İSA (A.S. )), hattâ o müthiş Deccal dahi ÇIKTIĞI ZAMAN ÇOKLARI, HATTÂ KENDİSİ DE BİDAYETEN (BAŞLANGIÇTA) Deccal olduğunu BİLMEZ. BELKİ NUR-U ÎMÂNIN DİKKATİYLE, O EŞHAS-I ÂHİR ZAMAN (yani ahir zamanın mühim şahısları HZ. MEHDİ (A.S.) ve HZ. İSA (A.S. )) TANINABİLİR.

(Sözler, ss. 343-344)


Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadisinde ise Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhurunun hemen ardından tanınmayacağını, halkın arasında olmasına rağmen insanların onun Hz. Mehdi (a.s.) olduğunu bilmeyeceklerini Hz. Yusuf Peygamber’in hayatından örnek vererek anlatmıştır:


... SONRA HZ. MEHDİ ALEYHİSSELAM HZ. YUSUF’A BENZEMEKTE ve ONUN (HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN) HALKI GÖRDÜĞÜNÜ AMA HALKIN ONU (HZ. MEHDİ (A.S.))GÖREMEDİĞİNİ ve Hz. Ali’nin de buyurduğu gibi GÖKTEN NİDA OLUNANA DEK ONUN (HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN) GÖRÜLMEYECEĞİ KESİNDİR.

(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 167)





Bu nedenledir ki Hz. Mehdi (a.s.) ilk çıktığında tanınmayacak, çarşıda pazarda halkın arasında gezecek ancak halk onun Hz. Mehdi (a.s.) olduğunu bilmeyecektir. Bu sebeple, ona karşı tavır alacak birçok insan olacaktır. Bir kısım cahil hocalar çıkıp bu şahıs bizim dinimizi öldürdü diyeceklerdir. O zamanın bazı kaba, softa, cahil hocaları Hz. Mehdi (a.s.)’ye karşı çıkacaklar ve ona tavır alacaklardır. Ahir zamanın Mehdisi olduğunu başlangıçta bilmeyeceklerdir. Hz. Mehdi (a.s.) tanınmadığı için, Kuran ahlakına karşı mücadele veren deccalin taraftarlarınca, baskı ve işkenceye maruz kalacak, hapis ve gaybet dönemleri olacak, hatta kendisi ve talebeleri tanınmadıkları için toplum tarafından dışlanmaya çalışılacaklardır. Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerinin yaşadıkları toplumda değerlerinin anlaşılmayacağını şöyle bildirmiştir:


Buyurdu ki: "Onları yeryüzünün kenarlarında ara. Onların yaşantıları sadedir, evleri sırtlarındadır, eğer hazır olsalar tanınmazlar, eğer KAYBOLSALAR ARANMAZLAR, HASTA OLSALAR KİMSE ONLARIN ZİYARETİNE GELMEZ, eğer evlenmek isteseler kimse onlara gelmez. Eğer ÖLSELER CENAZELERİNE KİMSE KATILMAZ. Onlar mallarını aralarında eşit olarak paylaşırlar ve birbirlerini kabirlerinde ziyaret ederler, ayrı şehirlerde olsalar dahi istekleri hep aynıdır."

(Gaybetul Numani, sf 23)


Eğer Cübbeli Ahmet Hoca’nın iddia ettiği gibi Hz. Mehdi (a.s.) Hicri 1400’de zuhur eder etmez hemen tanınacak olsaydı o zaman Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde ifade ettiği gibi eziyet ve işkenceye maruz kalmaz, hemen tanınır ve kendisine tabi olunurdu.

Oysa Hz. Mehdi (a.s.)’nin hayatı Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisinde belirttiği gibi Hz. Yusuf (a.s.)’un hayatına benzeyecek, Hz. Mehdi (a.s.) de aynı Yusuf Peygamber gibi deccaliyet sisteminin taraftarlarınca hapsedilecek ve gaybet dönemi yaşayacaktır:


"Ebu Basir der ki: İmam Muhammed Bakır Aleyhisselam'ın şöyle buyurduğunu duydum: "Bu GAYBETİN (MEHDİ’NİN) SAHİBİNDE DÖRT PEYGAMBERİN SÜNNETİ VARDIR:... Dedim ki: "HZ. YUSUF’UN SÜNNETİ NEDİR?" BUYURDU Kİ: "ZİNDAN VE GAYBET."...

(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 190)





Kuran’da kendilerine elçi olarak gönderilen peygamberlere ve salih müminlere kavimlerince atılan iftiralar ile hadislerde Hz. Mehdi (a.s.)’ye atılan iftiralar arasında da büyük benzerlikler bulunmaktadır. Peygamberimiz (s.a.v.) ahir zamanın hatem-i velisi Büyük Mehdisi’nin hayatının eziyet, işkence, hapis ve haksızlıklarla mücadele içinde geçeceğini bildirmiştir.


"Hz. Mehdi (a.s.), bizden, ehl-i beyttendir."

Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 14


… Biz öyle bir ev halkıyız ki; Allah bizim için ahireti dünyaya tercih etmiştir. Benim Ehl-i Beytim (soyum) muhakkak benden sonra bela, kaçırılma ve sürgüne uğrayacaktır. Benden sonra Ehl-i Beytim (soyum) bela ve mihnetlerle (eziyet, sıkıntı) karşılaşacaklar ve darbe maruz kalacaklardır.

Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, Ali b. Hüsameddin el-Muttaki, s. 14


... (Hz. Mehdi (a.s.)) İki rekat namaz kılar. Namazdan dönünce şöyle der: "Ey insanlar! Ümmet-i Muhammed ve bilhassa onun Ehl-i Beyti çok belalar gördü ve bizler kahr (azap) ve haksızlığa maruz kaldık (uğradık)."

Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 55


İnsanlar, hakka dönünceye kadar mücadelesine devam edecektir.

El Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, , s. 23


Mümin şahıs (Hz. Mehdi (a.s.)) Deccal'i görünce: "Ey insanlar! Resulullah'ın zikrettiği Deccal işte budur" der. Deccal hemen onunla ilgili emrini verir de o zat karnı üzerine uzatılır ve arkasından: "Onu alın da yaralayın" der. Artık o zatın sırtı ve karnı döve döve genişletilir. Bu sefer onu iki eli ve iki ayağı ile yakalar da fırlatır atar. İnsanlar Deccal'in onu bir ateş içine attığını sanırlar. Halbuki o bir cennet içine atılmıştır.

Mehdilik ve İmamiye, İbrahim Süleymanoğlu, s. 40


Sizden sonra onlarla mücadele etmek için Müslümanların en hayırlıları (Hz. Mehdi (a.s.) cemaati) çıkar ki, onlar Allah yolunda hiçbir kınayanın kınamasından, dedikodusundan korkmayan İslam ahalisidir..

Sünen-i İbni Mace, 10/259


Peygamberimiz (s.a.v.)’in sahih hadislerinde açıkça belirtildiği gibi; Hz. Mehdi (a.s.)’nin hayatı hiçbir şekilde kolay geçmeyecek, zorluklarla karşılaşacak, baskı, zulüm ve deccaliyet sisteminin zalim uygulamalarıyla mücadele edecektir. Bu nedenle Cübbeli Ahmet Hoca’nın iddia ettiği gibi zuhur eder etmez hemen anlaşılması, hemen tanınması gibi bir durum söz konusu olmayacaktır. Aksine Allah’a iman ettiği için deccalin taraftarlarınca engellenmeye çalışılacak ve ağır iftiralara uğrayıp halkın gözünden uzak tutulmaya çalışılacaktır.

Kuran ayetlerinde inkar edenler tarafından peygamberlere ve onlara uyan salih, samimi müslümanlara, veli kişilere, sahabelere birçok asılsız iftiralar atıldığı bildirilmiştir. Örneğin Kuran’da Hz. Musa’ya yalancılık, iktidar ve menfaat peşinde olduğu ve halkın huzurunu ve güvenliğini tehdit ettiği yönünde çeşitli iftiralar atıldığı bildirilmiştir. Yine Hz. Yusuf ve Hz. Meryem’e iffetsizlik iftirası Peygamberimiz (s.a.v.)’e ise delilik ve büyücülük iftiraları gibi birçok asılsız isnatta bulunulmuştur.





KURAN’DA PEYGAMBERLERE ATILAN İFTİRALARLA İLGİLİ
AYETLERDEN BAZILARI ŞÖYLEDİR:



Böylece onu taşıyarak kavmine geldi. Dediler ki: "Ey Meryem, sen gerçekten şaşırtıcı bir şey yaptın. Ey Harun'un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz (bir kadın) değildi." (Meryem Suresi, 27, 28)


Firavun: "Ben size izin vermeden önce O'na iman ettiniz, öyle mi? Mutlaka bu, halkı burdan sürüp-çıkarmak amacıyla şehirde planladığınız bir tuzaktır. Öyleyse siz (buna karşılık ne yapacağımı) bileceksiniz." (Araf Suresi, 123)


Kavminin önde gelenleri: "Gerçekte biz seni açıkça bir 'şaşırmışlık ve sapmışlık' içinde görüyoruz" dediler. (Araf Suresi, 60)


Onlar: "Siz ikiniz (Hz. Musa ve Hz. Harun), bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)dan çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz, sizin ikinize inanacak değiliz" dediler. (Yunus Suresi, 78)


İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka: "Büyücü ve cinlenmiş" demişlerdir. Onlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır; onlar, 'azgın ve taşkın (tağiy)' bir kavimdirler. (Zariyat Suresi, 52-53)


Onlar: "Ey kendisine kitap indirilen (Muhammed). Gerçekten sen cinlenmiş (bir deli)sin," dediler. (Hicr Suresi, 6)


Fakat o, 'bütün kişisel ve askeri gücüyle' yüz çevirdi ve: "(Bu,) Ya bir büyücü veya bir delidir" dedi. Bunun üzerine, Biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık; (ki o,) 'kınanacak işler yapıyordu.' (Zariyat Suresi, 39-40)


Kavminden, ileri gelen inkarcılar: "Biz seni yalnızca bizim gibi bir beşerden başkası görmüyoruz; sana, sığ görüşlü olan en aşağılıklarımızdan başkasının uyduğunu görmüyoruz ve sizin bize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine, biz sizi yalancılar sanıyoruz" dedi. (Hud Suresi, 27)


Semud (kavmi) de uyarıları yalanladı. Dediler ki: "Bizden biri olan bir beşere mi uyacağız? Bu durumda gerçekten biz bir sapıklık (delalet) ve çılgınlık içinde kalmış oluruz." "Zikr (vahy) içimizden ona mı bırakıldı? Hayır, o çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarıktır." Onlar yarın, kimin çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarık olduğunu bilip-öğreneceklerdir. (Kamer Suresi, 23-26)


Erginlik çağına erişince, kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte Biz, iyilik yapanları böyle ödüllendiririz. Evinde kalmakta olduğu kadın, ondan murad almak istedi ve kapıları sımsıkı kapatarak: "İsteklerim senin içindir, gelsene" dedi. (Yusuf) Dedi ki: "Allah'a sığınırım. Çünkü o benim efendimdir, yerimi güzel tutmuştur. Gerçek şu ki, zalimler kurtuluşa ermez." Andolsun kadın onu arzulamıştı, -eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle Biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı. Kapıya doğru ikisi de koştular. Kadın onun gömleğini arkadan çekip yırttı. (Tam) Kapının yanında kadının efendisiyle karşılaştılar. Kadın dedi ki: "Ailene kötülük isteyenin, zindana atılmaktan veya acı bir azaptan başka cezası ne olabilir?" (Yusuf Suresi, 22-25)


Ancak Allah Kendisine samimi kalple yönelen samimi kullarını inkarcıların attığı iftiralardan ve yalanlardan korur ve temize çıkarır. Allah Musa Peygamber’i Firavun ve inkarcıların attığı iftiralardan temize çıkardığını ayetinde şöyle bildirmiştir:


Ey iman edenler, Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın; ki sonunda Allah onu, demekte olduklarından temize çıkardı. O, Allah Katında vecihti. Ey iman edenler, Allah'tan sakının ve sözü doğru söyleyin. (Ahzab Suresi, 69-70)





13. ASRIN MÜCEDDİDİ ÜSTAD SAİD NURSİ HAZRETLERİ, CÜBBELİ AHMET HOCA’YA CEVAP VERİYOR


Cübbeli Ahmet Hoca’nın Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıkar çıkmaz hemen tanınması gerektiği, aksi takdirde Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhurunun Hicri 1400 olmayacağı dolayısıyla bir sonraki yüzyıla kaldığı yönündeki yanlış iddiasının diğer bir cevabını da Üstad Said Nursi Hazretleri vermektedir. Said Nursi Hazretleri Risalesinde gelmiş geçmiş en büyük veli, en büyük müçtehid olan Hz. Mehdi (a.s.)’nin ahir zamanda üç vazifesi olacağından şöyle bahsetmiştir: 


ÇOK DEFA MEKTUPLARIMDA İŞARET ETTİĞİM GİBİ, MEHDİ AL-İ RESUL'ÜN TEMSİL ETTİĞİ KUDSİ CEMAATİNİN ŞAHS-I MANEVİSİNİN ÜÇ VAZİFESİ VAR. Eğer çabuk kıyamet kopmazsa ve beşer (insanlar) bütün bütün yoldan çıkmazsa, o vazifeleri onun cemiyeti ve seyyidler (Peygamberimiz (sav)'in soyundan gelenler) cemaati yapacağını rahmet-i İlahiyyeden (Allah'ın rahmetinden) bekliyoruz. Ve onun üç büyük vazifesi olacak.

(Emirdağ Lahikası, sf. 259)


Ancak Üstad Hz. Mehdi (a.s.)’nin bu üç vazifesi arasında en önemli vazifesinin birinci vazifesi olduğunu belirtmiştir. Öyle ki bu en büyük Veli’nin saltanat ve siyaset alemindeki diğer görevleri bile, bu birinci görevinden sonra geleceklerdir.


Bazı ayet-i kerime (ayetler) ve ehadis-i şerife (hadisler) AHİR ZAMANDA GELECEK BİR MÜCEDDİD-İ EKBERİ (en büyük müceddidi) mana-yı işari ile (işari anlamda) haber veriyorlar. Fakat O GELECEK  ZATIN  VE  CEMİYETİNİN ÜÇ VAZİFESİNDEN en ehemmiyetlisi (önemlisi) olan ve zahiren (görünüşte) en küçüğü görünen imanı kurtarmak ve hakaik-i imaniyeyi (iman hakikatlerini) güneş gibi göstermek vazifesi…

(Tılsımlar Mecmuası, s. 168)


Bu vazife ahir zamanda deccaliyetin insanlar üzerindeki en etkili felsefeleri olan Materyalizm ve Darwinizmi, Allah'ın yaratış delillerini yani iman hakikatlerini anlatarak fikren etkisiz hale getirmek olacaktır.

Üstad Said Nursi Hazretleri Emirdağ Lahikası’nda Hz. Mehdi (a.s.)’nin birinci görevinin, ahir zamanda insanlığı etkisi altına alan Materyalizm ve Darwinizme karşı iman hakikatlerini anlatarak insanların Allah’a iman etmesine vesile olmak olacağını şöyle ifade etmiştir:



Birincisi: ...Fen ve felsefenin tasallutiyle (tesiriyle) ve MADİYYUN (MATERYALİZM) VE TABİYYUN (Darwinizm ve evrim teorisi) BEŞER İÇİNDE İNTİSAR ETMESİYLE (YAYILMASIYLA) HER ŞEYDEN EVVEL FELSEFEYİ VE MADDİYUN FİKRİNİ (materyalizm ve darwinizmi) TAM SUSTURACAK BİR TARZDA İMANI KURTARMAKTIR."

(Emirdağ Lahikası, mektup sf. 337)


Ahir zamanın Büyük Müceddidi Hz. Mehdi (a.s.) bu görevi en iyi şekilde yerine getirecektir ancak bu alanda gerekli ilmi araştırmaların yapılması, hazırlanması ve insanların bu konularda eğitilip bilinçli hale getirilmeleri  ve en sonunda da Materyalizm ve Darwinizm olarak adlandırılan bu iki felsefenin fikren etkisiz hale getirilmesi çok itinalı bir çalışma gerektirdiğinden bu vazife Hz. Mehdi (a.s.)’nin tahmin edilenden çok daha uzun bir vaktini  alacaktır. Bu nedenledir ki Hz. Mehdi (a.s.)’nin insanlar tarafından tanınmaya başlaması zuhur tarihi olan Hicri 1400 yani miladi 1979 yılından çok sonra olacak 2011-2021 yılları arasında gerçekleşecektir. (Doğrusunu Allah bilir.)

 
 

ANA SAYFA - SİTE HARİTASI

Yazar Hakkında - Diğer Siteler

Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz. www.hazretimehdi.com

TÜRKÇE KURAN-I KERİM - BİZE DESTEK OLUN - HADİS KÖŞESİ